Hırvatistan – Istria Bölgesi (Rovinj, Pula ve Porec)

Hırvatistan’a ilk gezimizi Türkiye’ye göre uzak ve sapa olması nedeniyle Türkiyeli gezginlerin yolunun pek düşmediği Istria bölgesine yaptık. Istria Hırvatistan’ın en batısında İtalya ile komşu, coğrafi olarak Dubrovnik, Split gibi daha turistik olan sahil şehirlerinden görece kopuk, kalp şeklinde bir yarımada. Istria Hırvatistan’da kültürel olarak da İtalya ile en yakın bölge. Bu bölgede İtalyanca Hırvatça’dan sonra en çok konuşulan dil. Istria’da hala dili, kültürü ve yemekleri ile balkan kültürünü latin kültürü ile kaynaştıran bir İtalyan azınlık yaşıyor. Istria bölgesine kırmızı kiremitli evleri, şarapları, ve dağlık köyler arasında uzanan üzüm bağları nedeniyle Hırvatistan’ın Toscana’sı da deniyor.

Okumaya devam et

Reklamlar

Riga – Letonya

Baltık bölgesinin en büyük kenti olan Riga bizim Letonya’da gittiğimiz ilk şehir. Art Nouveau mimarisi, Black Balzam adlı içkisi ve canlı kültür ve eğlence hayatı ile tanınan Riga’da bu bölgede yüzyıllar boyunca etkili olmuş İskandinav, Slav ve Alman kültürlerinin etkisi her yerde hissedilebiliyor. Rus, İsveç ve Alman hakimiyetleri zamanında genellikle köylerde yaşayan Letonlar Avrupa’nın en eski dil ve folklorlarından birine sahip olmalarına rağmen Riga’nın elitleri arasında değillermiş. Doksanlar sonrası gelen bağımsızlıkla birlikte Leton kültürü de Riga’da giderek daha baskın olmaya başlamış. Riga bize göre küçük ama gayet keyifli ve karakterli bir şehir.

Okumaya devam et

Belçika – Liège

Liege, bizce Belçika’nın ve hatta Avrupa’nın en kıymeti bilinmemiş kentlerinden biri.  Bir de hemen tüm şehirlerini gördüğümüz Belçika’daki açık ara en favori kentimiz. İşin tuhafı çoğu Belçikalı Liege deyince şöyle bir yüzlerini buruşturur, bir de Liege’i ne kadar sevdiğinizi söyleyince sanki uzaydan geliyormuşsunuz gibi bakarlar. Brüksel ve Antwerp gibi bölgelerinin başkenti olan büyük şehirlerin, ya da Brugge tarzı pitoresk evler ve kanallarla süslü küçük ve turistik Belçika şehirlerin yanında Liege genel geçer olarak fakir, pis, kalabalık ve kaotik bulunur. Bize göre ise Liege halkı ve yaşam kültürü açısından Kuzey Avrupa’daki en güneyli şehir. Hatta yüzlerce kilometre güneyinde bulunan pek çok Fransız kentine göre bile daha güneyli özellikleri var. Bunda ise etnik çeşitliliği, şehri uzun yıllardır mesken tutmuş İtalyan ve Portekizli göçmenler, üniversitesi, Ardenne dağları ile kaplı konumu, inişli çıkışlı dar sokakları, festivalleri ve diğer bir çok şeyin etkisi var. Üstüne üstlük Hollanda ve Almanya’dan sadece yarım saatlik bir yolculukla sanki Akdenize inmiş etkisi yaratması buraya gelmeyi daha keyifli hale getiriyor.

Okumaya devam et

Barcelona – Barri Gotic ve Las Ramblas

Bu Barcelona’ya ikinci gidişimiz. Bu gidişimizde ön keşif amaçlı ilk gezimizden farklı olarak şehrin çok bilinen mekanlarından çok, yerel lezzetleri tatmaya ve Barcelonalıların vakit geçirdiği yerleri gezip görmeye çalıştık.

Okumaya devam et