Endonezya – Bali

Bir zamanlar sadece backpacker’ların ve maceraperestlerin ziyaret ettiği Bali adası otuz kırk yıl içinde hızla Asya’nın büyük turizm merkezlerinden biri haline gelmiş. Bali Endonezya’da Hindu geleneklerinin hala yaşadığı tek ada. Özellikle Avustralyalılar ve diğer Pasifik ülkelerinden bu adaya gelen turistler oldukça fazla. Biz de Endonezya’ya ilk seyahatimizi Bali’ye yaptık. Hollanda’dan Hong Kong aktarmalı bir uçuşla toplamda 17 saat uçarak vardığımız Bali’de 10 gün kaldık. Muson yağmurlarının başladığı mevsimde gittiğimiz Bali’de belki deniz ve güneşten çok da faydalanamadık ama bu vesileyle adanın tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini keşfetmeye de bol bol fırsatımız oldu.

Bali Kültürü

Bali Dansları ve Hindu Efsaneleri

Bali kültüründe adanın tarihi ve efsanelerini, Hindu ve Budist kültürüyle birleştirerek anlatan danslar çok önemli. Dansçıların giydiği kıyafetler ve figürleri ile değişmeden yüzlerce yıldır korunan ve bir çok türü olan bu dansların en bilinenleri Barong, Legong, Kecak ve Telek Dansları.

Barong Dansı

Bali mitolojisinin en önemli karakterlerinden olan Barong adlı aslan benzeri yarı-tanrı yaratığın kötü ruhlarla mücadelesini anlatan bu dans, Bali dans kültürünün de en canlı merkezi olan Ubud bölgesinden.

Legong Dansı

Bizim Bali’de gördüğümüz en ilginç danslardan biri olan Legong dansı sadece kadınlar tarafından yapılıyor. Mimik ve gözlerin çok yoğun ve hiç alışık olmadığımız şekilde kullanılmasıyla yapılan Legong, eskiden sadece ergenlik çağına girmemiş yaşça küçük dansçılar tarafından yapılabilirmiş. Legong’un son 20-30 yıl içinde giderek turistik bi hal almasıyla bu kural da artık unutulmuş.

Kecak Dansı – ya da ayini

Kecak aslında bir danstan ziyade erkeklerin, kalabalık bir halka oluşturarak gün batımına yakın yaptıkları geleneksel bir trans ayini. 1920’lerde adaya gelen Avrupalılar tarafından keşfedildikten sonra büyük ilgiyle görmüş. 1992 yapımı ünlü Baraka belgeselinde de Kecak ayini ile ilgili bir bölüm var. Bız de en meşhur Kecak dansını Uluwatu’da tapınağın yanında güneş batarken izledik.

Baraka Filminden Keçak Sahnesi

Hinduizm

Bali adası genellikle Müslüman ve kısmen de Hristiyan olan diğer Endonezya adalarından farklı olarak Hindu bir ada. Balililer Hinduzmi kendi kültürel kimliklerinin de en önemli öğesi olarak gördükleri için oldukça dindarlar. Müslümanlık Arap tüccarlar vasıtasıyla Endonezya’ya gelmeden önce bugün Endonezya’yı oluşturan adaların hemen tümünde Hindu dini hakimmiş. Ancak yüzyıllar boyunca Hindu dini giderek güç kaybederek zayıflamış ve bugün Hindu dinini muhafaza eden tek ada Bali kalmış.

Bali Hinduizmi aslında Hindu ve Budizm dinlerinin bir karışımı ve bu yönüyle Hindistan’daki Hinduizm’den oldukça farklı. Uzakdoğu’ya olan yakınlığı ve binlerce yıldır burada olan Budist keşişler Bali’de Hinduizmin de kendine has bir şekilde gelişmesini sağlamış. Birçok Asya ülkesinde Hindu ve Budist gruplar arasında gerginlikler varken, Bali halkının bu iki dini tek din alında birleştirmesi bize hoş ve ilginç geldi.

Ev Tapınakları

Tapınakların önünde bulunan yarı insan tanrı heykelleri genelde siyah-beyaz damalı bir kıyafet ile giydiriliyor, inanışlarına göre açık renk iyiliği koyu renk kötülüğü-karanlık güçleri simgeliyor ve de iyiliğin karanlık ile çarpışmasının tapınaklarını koruyacaklarına inanıyorlar. Evlerin çoğunda küçük de olsa bir tapınak ve adak köşesi var.

Adak Kültürü

Tanrılara adanan küçük adak ve hediyeler Hindu kültürünün çok önemli bir parçası. Günün her saati dükkanların ve evlerin önünde küçük hasır sepetlere koyulmuş çiçek, bisküvi, meyve gibi adaklar görülüyor. Dini törenlerde de tanrılara sunulan adaklar büyük sepetlerle kadınlar tarafından tapınaklara baş üzerinde taşınarak götürülüyor.

Kutsal Maymunlar

Bali dininde kutsal kabul edilen hayvanlardan biri de maymun. Bali’de ormanlarda yaşayan  maymunların yanında, Uluwatu ve Ubud gibi kentlerin içinde maymunların serbestçe dolaşarak insanlarla iç içe yaşadığı yerler de var. İnsanlara çok alışkın olan bu maymunlar dikkatsiz turistlere yaklaşarak gözlük, cüzdan gibi dikkatlerini çeken şeyleri çalıyorlar. Bu yüzden tüm ziyaretçiler maymunların bol olduğu yerlerde bu konuda uyarılıyor.

Wayang ya da Bali’nin Karagöz ve Hacivat’ı

Tüm asya ülkelerinde olduğu gibi Bali’de de gölge oyunu kültürü çok yaygın. Karagöz-Hacivat gibi deve derisinden kesilen kahramanlar mum ışığında sopalarla müzik eşliğinde oynatılıyor. Denpasar’daki Bali Kültür ve Tarihi Müzesinde yüzlerce yıllık Wayang örnekleri görülebilir.

Bali Resimleri

Bali ve Endonezya resim sanatı Osmanlı dönemindeki minyatür stilini andırıyor. Canlı renklerle çizilen resimlerin Bali tarih ve mitolojisinden genellikle yüzlerce minik figürün yerleştirildiği karikatürü de andıran bir tarzı var ve oldukça keyifli.

Bali Düğünü

Bali düğünlerinde Budizm ve Animizm’le karışmış Hindu dininin tüm kültürel renkleri var. Denpasar’da dolaşırken geleneksel kıyafetleri içinde düğünleri için hazırlanan bir Balili çifte rastladık. Balililer çok sıcakkanlı ve kibar insanlar. Kıyafetleri o kadar renkli ve güzeldi ki bundan da cesaret alarak, gidip hem biraz muhabbet edip, hem de resimlerini çektik.

Bali’de Gidilebilecek Yerler

Ubud

Ubud Bali’de denize kıyısı olmayan ama adanın başlıca tarihi ve kültürel merkezlerinden biri sayılabilecek kasabası. Bir çok yerel tiyatro ve dans grubu, yerel yemekler sunan restoran ve çok sayıda tasarım atölyesinin de bulunduğu Ubud bu nedenle deniz ve güneşten çok kültür odaklı bir seyahati tercih edenlerin favorilerinden. Ubud bu nedenle bizim de Bali’de vakit geçirmekten en çok keyif aldığımız yerlerden biriydi. Binlerce maymunun doğal ortamlarında dolaştığı Bali’nin meşhur Maymun Ormanına da Ubud’un ana caddesi üzerinden yürüyerek ulaşılabiliyor.

Uluwatu

Bali’nin güney ucunda bulunan Uluwatu bölgesi, hem önemli Hindu tapınaklarının bulunduğu dini bir merkez, hem de insanlarla yaşamaya alışmış binlerce maymunun serbestçe dolaştığı keyifli vakit geçirilebilecek bir gezinti alanı. Denizi tepeden gören sarp yamaçların üstüne kurulu olan Uluwatu’da okyanusun manzarası mükemmel. Maymunlar sık sık insanlara yaklaşıp ilginç buldukları gözlük, anahtarlık gibi eşyaları almaya çalışıyorlar. Hindular için kutsal olan bu bölgeye bacakları örten Sarong (peştemal) ile giriliyor. Uluwatu tapınağında özellikle akşamüstleri binlerce insanın katıldığı dini törenler yapılıyor.

Tanah Lot Tapınağı, Canggu

Denizin ortasında yükselen ve Bali’deki yedi deniz tapınağından biri olan 600 yıllık Tanah Lot pitoresk görüntüsü ile Bali’nin en çok ziyaret edilen yerlerinden. Günün her saati kalabalık ve oldukça turistik olan Tanah Lot’da ziyaret için en güzel zaman tapınağın manzarasının en güzel olduğu gün batımı saatleri.

Tenganan

Burası Bali Aga denen halkın yüzlerce yıl önce olduğu gibi yaşadıkları ve Hinduizm öncesi animist dinin hala korunduğu geleneksel bir Bali köyü. Adanın güney doğusunda Candi Dasa şehri yakınlarında. Tenganan’da evlerden, günlük yaşama kadar her şey binlerce yıllık animizim dininin etkisini taşıyor.

Tegallagang – Pirinç Tarlaları

Bali’de beyaz, kahverengi, siyah, kırmızı bir çok pirinç çeşidi var. Adanın bol yağmur alan tropik iklimi pirinç tarımı için zaten çok uygun. Eğimli arazide kat kat teraslar şeklinde tepeleri kat eden pirinç tarlalarının görünümü muhteşem. En güzel pirinç teraslarını görebileceğiniz yerlerden biri adanın merkezinde bulunan Tegallagang bölgesi.

Goa Gajah – Elephant Cave

Bali’nin en eski Hindu tapınak ve dini merkezlerinden biri Ubud yakınlarındaki Goa Gajah. Burası Balililer için kutsal bir mekan olduğu için girerken hem kadın hem de erkeklerin tüm bacakları örten ve Sarong denen peştemali bağlamaları gerekiyor. Tapınağın ilk yapılış tarihi dokuzuncu yüzyıla kadar gidiyor, yüzyıllar boyunca yeni bölümler eklenip genişletilmiş. Burada aynı zamanda kutsal olduğu düşünülen kaplıca ve su kaynakları da var.

Klungkung

Klungkung Krallığı yüzlerce yıl önce Bali’nin doğusunda hüküm süren küçük bir krallımış. Hollandalı’ların Endonezya’yı sömürgeleştirmesi ve yerek halkın ayaklanmasıyla birlikte Hollanda’lılarla en şiddetli çarpışmalar ve katliamlar da yine burada yaşanmış. Klungkung Bali’de resim ve güzel sanatların en çok geliştiği yerlerden biriymiş. Bugün Klungkung şehrinde hala ziyaret edilebilen büyük saray ve onu çevreleyen tapınaklar görmeye değer. Klungkung’da çoğu Bali şehrinin tersine müslüman bir azınlık ve camiler de var.

Kuta

Kuta, Bali’de en çok keyif aldığımız yerlerden biriydi. Bali’ye gelmeden önce tavsiye aldığımız çoğu kaynağın “kalabalıktır’’ diyerek uzak durmamızı tavsiye ettiği Kuta’nın kalabalığı, adada sadece turizme bağlı büyüyen çoğu kentin tersine daha renkli ve (olumlu anlamda) kaotik bir kalabalık. Kuta sahili günün her saati sörfçüler, işten çıkıp burada vakit geçiren yerel halk ve çoğu Avustralyalı olan genç backpacker’larla dolu. Renkli bir gece hayatı ve Endonezya’nın her yerinden gelen esnaf ve Javalı, Lomboklu, Floresli yerli göçmenlerin çalıştığı küçük işletmelerle dolu. Herkesin zevkine hitap etmeyebilir ama, kozmopolit şehirleri, Bangkok’daki Khao San Road’u ya da Hong Kong/ Shanghai gibi şehirlerin kaotik havasını sevenler Kuta’yı sevebilirler.

Denpasar

Denpasar Bali’nin ve aynı zamanda Endonezya’nın Hindu bölgesinin idari başkenti. Kesinlikle turistik değil. Havaalanı Denpasar’ın biraz dışında, bu sebeple turistler Denpasar’a genelde sadece havaalanı için uğruyor. Yılın her vakti adayı dolduran yüzbinlerce batılı ziyaretçinin hemen hiçbirisinin yolu nedense buraya düşmüyor. Biz de gitmek istediğimizde şöförümüz şaşırmıştı. Bu nedenle Bali’de tipik şehir hayatını  merak edenler burada kısa da olsa vakit geçirmeyi düşünebilirler. Gün içinde yapılabilecek aktiviteler olarak açıkta sebze meyveden her türlü evcil hayvana ve sokakta pişirilen yemeklere kadar herşeyin satıldığı semt pazarları ve Bali Kültür ve Tarih müzesi ilginç olabilir Bali Provincial State Museum (Negeri Propinsi Bali). Bu arada daha önce Güneydoğu Asya’ya seyahat etmemiş olanlar için Denpasar’daki semt pazarları hijyen ve kokular açısından ufak bir şok olabilir. Biz alışık olsak da ilk defa gidecek olanları uyaralım.

Pura Agung Jagatnatha

Burası Denpasar kentinde bulunan büyük bir Hindu tapınağı. Sanghyang ve Widi Wasa adlı Hindu tanrıları için yapılmış. Jagatnatha kelimesi eski Sanskritçe’de “dünya” anlamına geliyor. Burada her ay, ay takviminin değişim tarihlerine gore büyül ayinler düzenleniyor.

Nusa Dua

Seyahatlerinde deniz ve kumsala önem verenler için Bali’de bir numaralı tavsiyemiz kesinlikle Nusa Dua olur. Bali’nin en lüks otelleri ve en yüksek gelirli ziyaretçilerini ağırlayan Nusa Dua Bali’nin güney ucunda bulunuyor. Fiyatların da etkisi ile olsa gerek burası çevredeki şehirlere göre oldukça sakin. Çok daha lüks ve pahalı olmasına karşın burada beach club’lardan ziyade insanların deniz kıyısında dinlenip yürüyüşlere çıktığı mekanlar ve kumsallar var. Bali’nin denizi Güney Avrupa’nın mavi, dalgasız ve temiz denizine alışık olanlar için hayal kırıklığı olabilir. Ama Bali’nin güneyinde bulunabilecek en temiz deniz ve en güzel kumsallar da Nusa Dua’dalar.

Seminyak

Seminyak Bali’de son 20-30 yıl içinde gelişen nevzuhur bir tatil kasabası. Tatilde alışveriş ve beach club’lar arasında mekik dokumaktan hoşlanan genellikle üst gelir grubundan batılı turistlerin belli başlı favori mekanlarından. Seminyak’da birkaç dikkate değer ve karakterli cafe, restaurant ve tasarım mağazalar olsa da burada Bali tarihi, kültürü, doğası ile ilgili pek bir şey bulmak mümkün değil. Seminyak’da yaşayan Balililere rastlamak da neredeyse imkansız, herkes turizm ve dolayısıyla işi için burada. Lüks beach club’ların çevresi Türkiye’den alışık olduğumuz ama sevmediğimiz yüksek paravanlı duvarlarla çevrili ve her yerde güvenlik görevlileri var. Bu nedenlerle biz Seminyak’ı çok da sevemedik. Yine de Seminyak bu konseptten hoşlananların tercihi olabilir. Özellikle Ku-De-Ta beach club’u lüks ve her türlü fasilitenin olduğu beach club’lardan hoşlananlara tavsiye ederiz. Müzik, yemekler ve deniz eşliğinde burada bir süre vakit geçirilebilir.

Sanur

Eski bir balıkçı kasabası iken 1960’lı yıllarda Bali’ye Avrupa’dan turistlerin gelmeye başlamasıyla birlikte Sanur, Bali’de turizmin en hızla geliştiği kasabalardan biri olmuş. Bugün bir çok konaklama mekanının bulunduğu bir şehire dönüşen Sanur daha çok Batı Avrupalı orta yaş grubu turistlerin tercih ettiği bir mekan durumunda. Sanur’un Bali kültürü ve tarihini keşfetmek isteyenler için ideal bir seçim olmadığını ve genellikle paket tatil tercih eden ve soğuk ülkelerden gelen turistlere hitap eden otellerle dolu olduğunu söylememiz lazım. Bu nedenle bir dahaki ziyaretimizde burayı  tercih edeceğimizi pek sanmıyoruz. Yine de tüm bunlara rağmen Sanur’u güzel yapan birkaç şey var. Bunlardan biri 1930larda adaya yerleşen ilk batılı ressamlardan olan Adrien Jean Le Mayeur de Merpres’ün bugün müze olan evi (La Mayeur Müzesi) ve akşamüstleri yerli halkın vakit geçirmek için akın ettiği ve kukla tiyatroları gibi bir çok yerel eğlencenin bulunabileceği kalabalık sahili.

La Mayeur Müzesi ve Evi

Candi Dasa

Candi Dasa, doğu Bali’de uzun ve beyaz kumsalları ile daha çok denizle iç içe bir tatil yapmak isteyenlerin tercih ettiği bir bölge. Buranın kumsalları adanın güneyindeki Kuta, Seminyak gibi yerlere göre oldukça sakin. Biz Candi Dasa’ya gittiğimizde, o sıralar Muson yağmurları mevsimini yaşayan Bali’nin en kuvvetli yağmur ve sellerinden birine denkn geldik. O nedenle denize giremedik ama, kuvvetli yağmurun altında, dizimize kadar gelen sel suları içinde dolaşıp saklanacak yer aramak da ilginç bir deneyimdi.

Jimbaran

Burası 80’li yıllardan sonra sahili boydan boya saran balık ve deniz üzünleri restoranları ile hızla büyümüş ve ünlemiş bir bölge. Bu özelliği ile Bodrum Gümüşlük ya da Ayvalık Cunda’ya benzetilebilir. Bali’nin her yerinden ziyaretçiler akşamları genellikle Jimbaran’a balık yemeye geliyor ve kaldıkları yerlere geri dönüyorlar. Bizim için seyahatimizin en büyük hayal kırıklıklarından biriydi. Binlerce insanın doldurduğu restoranlar neredeyse fabrikasyon ve standart yemekleri özensiz şekilde sunuyorlar. Güneydoğu Asya yemeklerinin her türlüsüne alışık olmamıza ve sevmemize rağmen, Jimbaran’da verilen balık, deniz ürünleri ve içkilerin kalitesini ve sunumunu çok kötü, fiyatlar ise oldukça yüksekti. Jimbaran’da çoğu balık restoranında burada en çok çıkan ve en ucuz balık olan Red Snapper (Pasifik Mercanı) veriliyor. Bu balığın Çipura ailesinden değerli bir balık olan bildiğimiz Mercanla pek alakası yok. Bali’de çok daha güzel yemekleri daha uygun fiyatlara yemek mümkün.

Bedugul

Bali adasının kuzeyine doğru serin, yüksek ve yağmurlu dağların eteklerine kurulu olan bu köy burada gördüğümüz en güzel manzaralardan birine sahipti. Oldukça zorlu bir dağ yolunu katederek gelinen Bedugul bir gölün etrafına yayılan az sayıda ev ve tapınaklardan oluşuyor. Gölün ortasında bulunan tapınakların manzarası muhteşem. Bedugul’da Bali adasında çok da rastlanmayan Müslüman bir azınlık ve cami de var.

Git Git Şelalesi

Git Git şelalesi adanın oldukça kuzeyinde. Yine dağların eteklerinde kurulu olan Bedugul kasabasından bir süre daha devam ederek buraya ulaşabilirsiniz. Her Türkiyeli’de olabileceği gibi bizim de ilk adı (Git Git) dikkatimizi çekmişti. İşin keyifli tarafı yine Bali’de Gel Gel adında tarihi bir köy olmasıydı. Bu iki kelimenin Türkçe anlamlarını anlattığımız şöförümüz de bu durumu çok komik buldu ve saatlerce Gel Git diye kendi kendisine söylenerek güldü.

Bali Yemekleri

Bali mutfağı, tüm dünyada Endonezya mutfağını temsil eden Java mutfağından belli noktalarda ayrılıyor. Farklara gelince: halk Hindu olduğu için yemeklerde domuz eti kullanma konusunda bir kısıtlama yok. Bunun haricinde Bali’ye has bazı baharatlar Bali yemeklerine kendine has bir koku ve karakter veriyor. Turistlerin çoğu genellikle tatilleri boyunca bu ayrımın farkında olmadan Bali’de oldukça yaygın olan Java restoranlarında Avrupa ve Amerika’dan alışık oldukları Nasi ve Bami gibi yemekleri yerken, yerel halk hala Bali yemekleri yapan ve çok dikkat çekmeyen küçük mekanları tercih ediyor. Gittikleri yerlerde özellikle yerel lezzetler tatmak isteyenler için bu faydalı bir bilgi olabilir.

Restoranlar ve Warunglar

Bali mutfağı kullanılan palmiye yağı, yerek baharatlar ve batı toplumlarına göre farklı olan hijyen anlayışı nedeniyle, dünyanın değişik yerlerinde çok farklı şeyler yemeye alışık olmayanlar için sıkıntılı olabilir. Batı tarzı yemek, turistlerin gelmeye başlaması ve restoranların açılmasıyla buraya ulaşmış. Balililer genellikle zaten daha pahalı olan restoranlarla değil yerel yemekleri ucuza bulabilecekleri Warung’larda yemek yiyorlar. Aynı şekilde batılı turistlerin büyük çoğunluğu da hiç bir Warung’a uğramadan adadan ayrılıyorlar. Biz hem Warung’lara hem de Restoranlara uğradık. Warung’da yediklerimiz birimizi hiç rahatsız etmezken, diğerimizde sindirim ve sağlık problemleri oldu. Tavsiyemiz; yenilen, içilen şeylerin etkileri kişiye göre değişiyor. Vücudunuz ve damak tadınız zaten ne yapmanız gerektiğini söylüyor. Bu arada Bali yemeklerini hijyenik ortamda ve batı damak tadına göre uyarlanmış haliyle yemek isteyenler varsa, buna göre Restoran-Warung’lar da bolca var. Özellikle de Kuta ve Ubud’da.

Rijsttafel

Rijsttafel Hollandaca bir kelime ve ‘pirinç masası’ ya da ‘pirinç tepsisi’ anlamına geliyor. Endonezya uzun yıllar Hollanda sömürgesi olarak kaldığı için bir çok Flemenkçe kelime doğrudan Endonezya dillerine yerleşmiş. Rijsttafel da bunlardan biri. Endonezya ve Bali’de en popüler ve en çok tüketilen menülerin başında haşlanmış pirinç, yanında baharatlı sebzeler ve bir deniz ürünü ile birlikte servis edilen Rijsttafel çeşitleri geliyor. Biz de Kuta’da bölgede çokça çıkan dev yengeçle sunulan bir rijsttafel almış ve beğenmiştik

Luwak kahvesi

Dünyanın en pahalı kahvesi olan Luwak, sadece Endonezya’da bulunan kedigiller familyasından ve ağaçlarda yaşayan bir hayvanın yediği taze kahve çekirdeklerini dışkılaması sonrası yerlerden toplanan bu çekirdeklerin kavrulup öğütülmesiyle yapılıyor. Hazırlanışı tuhaf gelebilir ama zaten Luwak kahvesine kendine has tadını ve kokusunu veren de tamamen bu. Tadı hiç fena değil.

Salak meyvesi

Bali’de sadece tropik bölgelerde yetişen, Türkiye ya da Avrupa’dan aşina olmadığımız pek çok meyve yetişiyor. Bunlardan biz Türkiyelilere oldukça komik gelen adı sebebiyle unutamadığımız “Salak” meyvesi aslında tadını da en beğendiğimiz meyvelerden biriydi.

Ibu Opa – Ubud

Ubud’da yerli halkın ve şöförümüzün Bali yemekleri için en çok methettikleri yer İbu Opa idi. Ubud’da ana cadde üzerinde bulunan bu yerel restoranın ismi Bali dilinde Anne ve Çocukları anlamına geliyormuş.

Pres Ban Café

Seminyak şehir olarak her ne kadar bize hitab etmese de, buradaki bir iki cafe ve restoran gitmeye diğer. Bunlardan biri hemen merkezde bulunan ve tasarım ürünlerin satıldığı bir butik de olan cafe. Burada retro/ vintage kıyafetler bulunuyor. www.facebook.com/PRESS.BAN.CAFE

Earth Cafe – Zula

Diğeri ise daha çok buraya yerleşen genç batılıların müdavimi olduğu Earth Cafe -Zula adlı organik-vejetaryen restoran ve kafe. Buranın vejeteryen yemekleri ise, Avrupa ve Amerika’daki pek çok vejetaryen restorana göre daha lezzetliydi. www.downtoearthbali.com

Film Önerisi

Bali’nin zengin tarihi ve kültürüyle pek çok filme ve belgesele konu olmuş. Keçak dansı sahnesini yukarıda paylaştığımız Baraka (1992) belgeselinden daha önce bahsetmiştik. Önemli bir bölümü Bali’de geçen yeni ve popüler bir Hollywood filmi olarak Eat Pray and Love filmini örnek verebiliriz. Biz filmi çok beğenmedik ama Bali bölümleri görsel olarak güzeldi. Dört değişik ülkede çekilen ve Julia Roberts’ın oynadığı filmin Bali’de geçen bölümleri yukarıda da anlattığımız Ubud kentinde çekilmiş.

Eat, Pray and Love

Reklamlar

2 thoughts on “Endonezya – Bali

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s