Boston – Downtown, North End, South End, Charlestown

Boston 1773 yılında ABD’nın bağımsızlığını kazandığı tarihi Çay Partisi (Tea Party) ile ünlü bir şehir. Bugün ABD’nin New England bölgesinin merkezi olan Boston, birçok üniversite ve firmanın burada bulunması nedeniyle Amerika’ya yolu düşenlerin en çok gittiği şehirlerden. Boston, tarih, kültür ve yeme içme yönlerinden zengin bir kent. Bize çok sevdiğimiz New York’un daha küçük ve yaşanılabilir bir hali gibi geldi. Toplam bir hafta kaldığımız Boston’da yapacak ve görecek o kadar çok şey vardı ki önceden gitmeyi planladığımız Salem ve New England adaları gibi pek çok yere gitmeye vaktimiz kalmadı. Değişken havası zaman zaman gezi planlarımızı değiştirmemize neden olsa da Boston’u tarih, kültür, yeme ve içme merkezli gezileri seven herkese öneririz.

ABD’nin en önemli üniversite kentlerinden olan Boston’da, Harvard, MIT ve Berklee Konservatuarı gibi pek çok dünyaca ünlü okul var. Boston öylesine bir üniversite kenti ki sadece şehrin sınırları içinde 52 tane yüksek öğretim kurumu bulunuyor. Bu kadar çok üniversitenin bulunduğu şehrin  bir öğrenci kenti olduğu ise genç nüfusu ve sürekli dolu olan kafe, bar ve restoranlarından hemen belli oluyor.

Freedom Trail

Kırmızı kaldırım taşları ile döşenmiş 4 kilometrelik ünlü Freedom Trail’i (özgürlük rotası) takip ederek ABD’nin kuruluşu ve İngilizlere karşı verilen bağımsızlık savaşında önemli yeri olan mekan ve anıtları tek tek görebilirsiniz. Freedom Trail Boston’da Commons parkından başlayıp Charlestown bölgesinde USS Constitution bölgesinde sona eriyor. Freedom Trail Boston’a ilk gelenlerin şehri ana hatları ile keşfetmesi için de güzel bir rota olabilir.

Boston ve İrlanda

Boston kısa süre öncesine kadar İrlanda kökenli göçmenlerin çoğunluğunu oluşturduğu bir kentmiş. Hala kentte pek çok İrlandalı var ve şehrin pek çok spor klübünün ismi ve renkleri Boston’un İrlandalı köklerinden geliyor (Boston Celtics gibi). 1800’lü yıllarda İrlanda’da milyonlarca insanın öldüğü ünlü Patates Kıtlığı yaşanırken Boston’daki İrlandalı göçmenler de geldikleri yeri unutmayıp gemilerle çok miktarda yardım yollamışlar. Bugün Boston’un bir kaç yerinde bu kıtlığın ve gönderilen yardımların anısına dikilmiş anıtlar var.

Faneuil Hall

Faneuil Hall şehrin tam ortasında 1742’den bu yana faaliyette olan (kapalı) bir pazar yeri. North Market, Quincy Market ve South Market olmak üzere üç bina ve çevrelerindeki alan Faneuil Market olarak biliniyor. Şehrin tarihi boyunca burası aynı zamanda sosyal bir merkez olarak faaliyet göstermiş. Bağımsızlık öncesi ABD’nin bağımsızlık kahramanlarından Samuel Adams -ki bugün bu isimde bir Boston birası da var- burada birçok konuşma ve miting yapmış. Bugün restoranlar, kafeler ve küçük mağazalarla dolu keyifli bir bölge. 80 ve 90’ların meşhur Cheers dizisinin çekildiği barın kendisi olmasa bile replikası olan ikinci şubesi de burada bulunuyor. www.faneuilhallmarketplace.com/

Cheers Bar

Seksenler ve doksanlarda Türkiye televizyonlarında da gösterilen ve de oldukça sevilen komedi dizisi Cheers’i hatırlanlar olacaktır (dizinin fragmanı bu linkte). Bu dizinin Boston’da bulunan Cheers adlı barda çekildiğini Boston’a gelince öğrendik. Barın orijinali Boston’un en eski ve güzel mahallelerinden olan Beacon Hill’de. Ama dizi ününü arttırdıkça ABD ve Avrupa’dan o kadar çok ziyaretçi gelmeye başlamış ki barın birebir bir kopyasını Faneuil Hall bölgesinde Quincy Market’a kurmuşlar. Biz orijinaline gidemesek de Faneuil Hall’daki Cheers’da Boston Celtics’in Miami Heat ile oynadığı Doğu Konferansı NBA finalini Bostonlular ile birlikte izlemek oldukça keyifliydi.  www.cheersboston.com/

The Union Oyster House

Amerika’nın şu anda hala faaliyette olan en eski restoranı. Fransa kralının Amerika’da sürgünde iken ikinci katında yaşadığı gayet tarihi bir bina. Restoranın müdavimleri dünyanın her yerinden devlet adamları ve sanatçılar. Tabii böyle olunca Union Oyster House’da rezervasyonsuz yemek yiyebilmek neredeyse mümkün değil. Hatta rezervasyonla bile uzun bir süre beklemek gerekebiliyor. Yemekler güzel. Biz mekanın havasını daha iyi yakalayabilmek restoran bölümü yerine girişteki Boston usülü istiridye barında oturmayı, Boston’un spesiyalitesi olan Clam Chowder (kremalı istiridye çorbası) içip dev taşların üzerinde taze olarak kırılıp servis edilen envai çeşit midye ve istiridyeleri yemenin daha iyi bir seçim olduğunu düşünüyoruz. Burada yaşadığımız diğer bir sürpriz de barda otururken nereli olduğumuzu öğrenen enine boyuna 2 metrelik barmenin bir an ortadan kaybolarak bizim şerefimize Tarkan’ın bir şarkısını mekanda bulunan yüzlerce kişiye dinletmesi olmuştu. Amerikan güreşçilerini ve Hulk Hoogan’ı andıran vücudu dövmelerle kaplı bu barmenden böyle bir jest pek beklemiyorduk doğrusu. www.unionoysterhouse.com

Bell in the Hand

Zilli El gibi eğlenceli bir şekilde de çevirebileceğimiz Bell in the Hand, Boston’un ve ABD’nin hala faaliyette olan en eski bar ve tavernalarından biri. 1796 yılından bu yana açık olan ve şehrin tam merkezinde bulunan bu mekan, yine ABD’nin en eski restoranı olan Union Oyster House’un hemen karşısında bulunuyor.  http://bellinhand.com/history

Barking Crab – Havlayan Yengeç

Burası şehrin Waterfront bölgesindeki Çağdaş Sanatlar Enstitüsü’ne beş dakika yürüme mesafesinde büyükçe bir çadırda bulunan yengeç, istakoz ve diğer kabuklu deniz ürünleri üzerine uzmanlaşmış büyükçe ve de oldukça meşhur bir restoran. Burada Boston’un spesiyaliteleri olan yumuşak kabuklu yengeç, istiridye, deniz tarağı gibi kabuklular çiğ, kızartma ya da haşlama olarak yenilebilir. Deniz ürünlerini çok sevmemize rağmen burada öğlen yemeğinde kızartma olarak aldığımız deniz ürünleri (kızartmaya alışık olmadığımız için) bize biraz ağır geldi ve gittiğimiz diğer mekanlar kadar memnun kalmadık. Ancak bir dahaki gidişimizde fırsat olursa aynı deniz ürünlerini çiğ, ızgara ve haşlama olarak da denemek isteriz.  www.barkingcrab.com

Museum of Fine Arts (MFA)

Amerika’nın en pahalı  (22 $) ama aynı zamanda koleksiyonu en geniş müzelerinden. 10 gün içinde gidenler tekrar bilet parası ödemek zorunda değil. Bizim tekrar gelme şansımız olmadığı için Boston’a has ve bize ilginç gelen bölümlere yani Amerikan Hayatı, Modern Sanat ve Japon ve Uzakdoğu bölümlerine odaklanmaya çalıştık. Japonya bölümü Japonya dışında Japon sanatı üzerine en büyük koleksiyona sahip müzeymiş. MFA’nın Amerikan kültür ve tarihi ile ilgili bölümü de çok zengin. Bu bölümde İngiltere’den 1600’lü yıllar boyunca Amerika’ya göç edip Massachusetts bölgesine yerleşen kolonistlerin yaşam ve kültürleri üzerine çok sayıda eser var.  www.mfa.org/

Institute of Contemporary of Art (ICA)

Boston’un modern sanat müzesi. Bulunduğu yeri ve binasının mimari özellikleri dolayısıyla bize Amsterdam’daki Muziekgebouw aan het IJ’ı hatırlattı. Küçük ama güzel bir müze. Bizce en güzel yanı ise girişindeki duvarı boydan boya kaplayan tablo ve farklı tasarım ürünlerinin satıldığı müze mağazası idi.  www.icaboston.org/

Newbury Caddesi – BACK BAY

Newbury Caddesi ve paralelindeki Boylston caddesi şehri boydan boya kesen kaliteli kafelerinin, restoranların ve butiklerinin yer aldığı birbirine paralel uzanan ferah caddeler. Şehrin görülmeye değer yerlerinden olan Trinity Church ve Copley Meydanı da buralarda bulunuyor. Türkiye’den gidenler içinde Bağdat ve İstiklal caddelerine benzetenler olsa da kesinlikle Newbury çok daha karakterli bir cadde. Oldukça uzun olan bu caddenin batı tarafında daha çok alternatif mekanlar, kitapçılar ve butikler ve doğu tarafında ise daha pahalı ve ünlü markaların mağazaları var.

Trident Books Cafe

Newbury Caddesi’nin batı taraflarında kalan bu kitapçı aynı zamanda rahat ve keyifli bir kafe. Boston Magazine tarafından o mahallenin en iyi restoranı seçilmiş. Kitap çeşidi oldukça zengin. www.tridentbookscafe.com

NORTH END

North End Boston’un popüler İtalyan mahallesinin diğer adı. Burası kesinlikle New York’taki Little Italy gibi zamanla turistler için bir eğlence parkı haline gelmiş, yaşamayan yapay bir mekan değil. Tam tersine kiliseleri, yöresel kafe ve restoranları, dondurmacı, pastaneleri ve sokaklarda konuşulan İtalyanca ile İtalyan kültürünün hala canlılığını koruduğu yaşayan bir mahalle. North End zaman içinde Bostonluların yeme içme açısından uğrak mekanı haline gelmiş. Sıra sıra restoranlar, kafeler, pastaneler var en işlek caddesi olan Hannover caddesinde bulunuyor.

The Daily Catch

Bu restoran(cık) İtalyan mahallesi North End’in en işlek caddesi üzerinde toplam 4-5 masası ve çocukluğumuzun esnaf lokantalarından hatırladığımız tip sürahi, tabak ve bardakları ile küçük salaş ve gösterişsiz bir mekan. Daily Catch’in önünde günün her vakti uzun bir kuyruk var. Burayı damak zevkine güvendiğimiz kişilerden öğrenmiş ve arkadaşımız Tan’ın tavsiyesi ve bu yazısı sonrası gitmeye karar vermiştik. Yine de tüm bu tavsiyeleri almasaydık dahi sadece önünde oluşan kuyruğa bakarak iyi bir yer olduğuna kanaat getirebilirdik çünkü bu ufacık ve gösterişsiz mekanın sağında solunda bulunan şık restoranlar buraya göre oldukça sakin kalıyor.

Gelelim yemeklere- Daily Catch’in uzmanlığı Sicilya usülü basit ama lezzetli balık ve deniz ürünleri. Her gittiğimiz yerde çok sayıda restoran deneyip keşfetsek de Daily Catch hayatımızda belki yemekten en çok keyif aldığımız yerlerden birisi oldu. Yediklerimizin tümü çok lezzetli olsa da 2 tanesinin ismi özellikle vermeye değer: Black Pasta, yani Sicilya usülü ızgara edilmiş kalamarlı siyah makarna ve de Soft Shell Crab yani Yumuşak kabuklu yengeç. Yumuşak kabuklu yengeç demişken bunun bildiğimiz yengeçten farklı olarak kıskaçlarından kabuklarına kadar hiçbir yeri kalmayacak şekilde tümü yenilebilen çok lezzetli bir yengeç türü olduğunu da söyleyelim.

Restoranın şu anki sahibi ve şefi Sicilya kökenli bir ailenin 7 oğlundan biri. Babasının Boston’un başka semtindeki restoranının iş yapmadığını gördükten sonra North End’de dekorasyona değil sadece yemeklere odaklanarak yeni bir restoran açmış ve gerisi hızla gelmiş. Daily Catch’in basılı bir menüsü bile yok. Duvarda asılı karatahtadan eski usül sipariş veriyorsunuz. Fiyatlar Boston’daki diğer pek çok yere ve de muhteşem yemeklere göre oldukça makul. Rezervasyon yok. Konuştuğumuz şef diğer şubelerinde rezervasyon yapılabilse de  en orijinal yerin kendisinin de sürekli durduğu North End’deki küçük restoran olduğunu söyledi. Mekan küçük ve mutfak da tam ortasında olduğu için üstünüzün yağ kokmasına hazırlıklı olun. Ama yemekler o kadar leziz ki bunun pek de önemi yok.  Bu restoran deniz ürünleri alanında birçok kuruluş tarafından (Best of Boston, Zagat gibi), en iyi restoran seçilmiş. Daily Catch’de en kısa zamanda tekrar yiyebilmek için şimdiden sabırsızlanıyoruz. www.dailycatch.com/northend.html

Mike’s Pastry

Mike’ın Pastanesi North End’de the Daily Catch’in hemen karşısında önündeki kalabalıktan neredeyse ismini zor görebileceğiniz bir pastane. Tipik bir İtalyan pastanesi olduğu için geleneksel İtalyan tipi pastalar ve özellikle Cannolo çeşitleri var. Cannolo, krep hamurunun içine taze ricotta peynirinin doldurulmasıyla yapılan bir tatlı. Mike’ın ünü Boston’da öyle büyük ki sabah-akşam-haftasonu-pazar, bu mekanın önünde her daim kuyruk var. Kuyruğa sabredip oradan pasta alabilenler ellerinde Mike’s Pastry yazan sicimle bağlanmış pasta kutularıyla ortalıkta arzı endam ediyorlar. Birkaç seferden sonra dayanamayıp kuyruğa girmeye karar veriyorsunuz. Tatlılar tehlikeli derecede lezzetli.  www.mikespastry.com

SOUTH END

Boston’un South End bölgesi daha çok sanatçıların, entelektüellerin ve Kübalılar ve Porto Rikolular gibi farklı etnik kökenden gelen Boston’luların yaşadıkları renkli ve keyifli bir mahalle. Kübalıların yaşadığı mahallenin sokaklardan sürekli latin ve jazz müziği duyuluyor. Bu mahallade pek çok tasarım mağazası, butik, galeri  olmasına rağmen sakin ve huzurlu havasını koruyor.  South End Boston’daki LGBT toplumunun da yaşamak için en çok tercih ettiği bölge. Biz Boston’da olduğumuz sırada devam eden Gay Pride’da en yoğun olarak burada kutlanıyordu. Emlakçılardan, banka şubelerine kadar hemen tüm mahalle esnafı etkinlikleri desteklediklerini göstermek için gökkuşağı renkli bayraklar asmışlardı. Tabii durum böyle olunca son yıllarda kiralar oldukça artmış burada. Hala çok güzel ama.

Beehive

South End’de yer alan Beehive’ı birkaç kelimede anlatmak zor.  Hem çeşitli ve güzel yemekler sunan bir restoran, hem canlı ve kaliteli Jazz-Blues dinleyip vakit geçirilebilecek bir klüp. Buna rağmen fiyatları gayet uygun. Mekan tüm bu özellikleri bir araya çok başarılı bir şekilde getirdiğinden Boston’un en popüler mekanlarından biri ve ismi gibi bir arı kovanını andırıyor. Rezervasyon mutlaka gerekiyor.   www.beehiveboston.com

SoWa Open Market

Mayıs-Ekim aylarında Pazar günleri kurulan açık hava pazarı. Şehrin South End semtinde kuruluyor. Bulunduğu mekan  tasarım dükkanlarının ve galerilerin sıkça bulunduğu bir sokakta. SoWa Open Market başlıca 2 bölümden oluşuyor: Farmer’s Market yani Çiftçi Pazarı-Organik meyve sebze satılan bölüm ve Artist’s market -yani tasarımcıların açtıkları tezgahlarda, kıyafet, eşya, takı tasarımları gibi ürünleri sergiledikleri bölüm. Pazar günü güzel bir havada birkaç saatinizi geçirmek için ideal olabilir.   www.sowaopenmarket.com

Mohr & McPherson Cafe

SoWa Open Market’ın hemen kalbinde yer alan cafe-tasarım mağazası-antikacı. Sıcak havada ferahlamak ve dinlenmek için pazar alışverişi sırasında uğranabilir. Serin, gölgede taze meyve ve içecekler çok güzel. Ayrıca buranın aynı sokakta halı galerisi de var.  www.mohr-mcpherson.com

Charlestown ve Bunker Hill

Boston şehrini ikiye ayıran Charles nehrinin kuzey yakasında bulunan Charlestown bölgesi Boston şehrinin en büyük nüfuslu toplumu olan ve şehrin Keltik (Celtic) kimliğini oluşturan İrlandalı-Amerikalıların en yoğun olarak yaşadığı bölge. İngilizlere karşı verilen Amerikan Bağımsızlık Mücadelesinin en önemli olaylarından biri olan Bunker Hill Savaşının yaşandığı Bunker Tepesi’nin bulunduğu yerde bugün dev bir anıt var. Biz büyük bir tesadüf eseri özel bir plan yapmadığımız halde tam da ulusal Bunker Hill günü (National Bunker Hill Day) kutlamaları sırasında Charlestown bölgesindeydik ve bu sayede gün boyu yapılan kutlamaları ve geçit törenlerini izleme şansı bulduk.

Film Önerileri

Amerikan sineması için her ne kadar bir Los Angeles ya da New York olmasa da kendine has kültürü ve aksanı ile Boston da pek çok ünlü filmin geçtiği mekan. Bizim izlediklerimiz içinde Boston’u bir şehir olarak en iyi yansıtan ve tavsiye edebileceğimiz filmler: The Departed (2006), Mystic River (2003) ve The Town (2010). Bu filmlerin çoğu İtalyan mafyasını merkeze alan New York filmlerinin tersine Boston’un karakteristik özelliklerinden olan İrlanda Mafyasını konu alıyor.

The Departed (2006) Trailer

Mystic River (2003) Trailer

The Town (2010) Trailer

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s