BeNeLux’ün Lux’ü: Lüksemburg

BENELUX bölgesi bilindiği gibi üç ülkeden, yani: Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’tan oluşuyor. Biz Hollanda’da yaşadığımız ve Belçika’ya da çok sık gidip geldiğimiz için adları hep birlikte anılan bu ülkelerden Lüksemburg’un bir gezi için çok da ilginç ve farklı olacağını beklemiyorduk. Bu nedenle Lüksemburg gezimiz oldukça geç kalmış bir gezi oldu. Bunda Lüksemburg’un bölgenin ana rotalarının biraz dışında hafif sapa bir konumda bulunmasının da etkisi oldu. Lüksemburg’u gördükten sonra yanıldığımızı farkettik. Fransız, Alman ve Flaman kültürlerinin kesişim noktasında konumlanmış bu küçük dükalık hem kültür ve tarih hem de doğa seyahatlerinden hoşlananlar için gayet keyifli bir seçim olabilir.

Lüksemburg iki katlı bir şehir. Şehir doğal bir vadinin tam ortasına kurulup zamanla vadinin içine ve de dışına doğru genişleyince alt şehir ve üst şehir olarak iki farklı bölge oluşmuş. Bugün alt ve üst şehirler arasında ya tarihi dik merdivenler ya da asansörler kullanılarak gidilip gelinebiliyor. Hem alt hem de üst şehirlerde yapacak ve görecek pek çok şey var.

Lüksemburg şehrinin bir vadinin ortasından çevresine doğru yayılan ilginç konumu ziyaretçiler için keyifli manzaralar da yaratıyor. Üst şehrin farklı bölgelerinde bulunan sur ve köprülerden alt şehrin farklı manzaraları izlenebilir.

Gezilerimizde gittiğimiz her başkent ve büyük şehirde genellikle modern sanat müzelerini mutlaka ziyaret etmeye çalışıyoruz. Hatta bir yerde kısa süreliğine bulunuyorsak ve sadece bir müze görecek zamanımız varsa bu genellikle modern sanat ya da çağdaş sanatlar müzesi olur. Lüksemburg Modern Sanatlar müzesi (MUDAM) sürpriz bir şekilde Avrupa’da gezdiğimiz en başarılı ve karakterli modern sanat müzelerinden biriydi. Bunu hem koleksiyonu hem de binanın akılda kalan tasarımını düşünerek söylüyoruz. MUDAM’ın tasarımını Louvre’un bahçesindeki piramit gibi ünlü tasarımların sahibi olan meşhur mimar I. M. Pei yapmış ve müze 2006 yılında açılmış.

Şehrin tarihi üst mahallesinde bulunan Passage du Palais Lüksemburg’un hala aktif olarak kullanılan en eski binalarından biri. İki yüz yıl kadar önce ünlü Alman yazar Goethe’nin de bir süre yaşadığı bu bölgede o zamanlar dahi restoranlar ve şehrin önemli isimlerinin geldiği kahveler varmış. Bugün bu eski han ve pasajın içinde hala hizmet veren gayet keyifli restoranlar var. Pasajın bahçesinde bulunan ve yaklaşık 300 yıldır burada bulunan su kuyusu ise hala kullanılıyor.

“Mir wëlle bleiwe wat mir sinn” (Lüksemburg dilinde: Olduğumuz gibi kalmak istiyoruz) Lüksemburgluların milli mottosu. Tarih boyunca Fransa, Almanya, Belçika gibi daha büyük ülkeler arasında sıkışıp kalan ve zaman zaman bağımsızlığı tehlikeye düşen Lüksemburgluların bağımsız kalma ve kendi kimliklerini yaşatma isteğini ifade ediyor. Lüksemburg’da farklı yerlerde görülebilen bu slogan tarihi ve en bilinen hali ile Loge sokağında çok eski bir binanın dış cephesinde görülebilir.

Lüksemburg’ta bizi şaşırtan diğer bir konu ise dil oldu. Lüksemburg’ta resmi olarak Lüksemburg dili, Almanca ve Fransızca olmak üzere üç dil konuşuyor. Biz de internetten bu ülke ile bilgi alan çoğuları gibi gündelik hayatta Almanca’nın ve Alman kültürünün daha yaygın olduğunu bekliyorduk. Yanılmışız. Almanca hala Lüksemburg’un (sayısı birkaçı geçmeyen) köylerinde hakimiyetini sürdürse de, başkent Lüksemburg kentinde Fransızca’nın baskın dil olduğu hemen hissediliyor. Hatta Lüksemburg için çok rahat Frankofon bir ülke denebilir. Özellikle gençler arasında Fransızca’yı anadil olarak kabul etme konuşmanın çok daha yaygın olduğunu öğrendik. Almanca’nın etkisinin azalması özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın bölgedeki tarihsel hakimiyetini kaybetmesiyle daha da hızlanmış.

Place du Théatre – yani Tiyatro Meydanı Lüksemburg’da eski şehirde yer alan ufak tarihi bir meydan. Meydanda Lüksemburglu sanatçı Bénédicte Weis’ın Soytarılar adlı gayet şirin heykel(leri) var. Şehrin gayet kaliteli filmler oynatan Sinematek’i de burada bulunuyor. Film izlemeyecek olsanız bile içeriye bir göz atmanızı öneririz. Eski film afişleri ve tarihi film projeksiyon makineleri bile şöyle bir göz atmaya değer.

Lüksemburg’da çok sayıda Portekizli yaşıyor. Hatta Almanya için Türkler neyse Lüksemburg için de Portekizliler o, hatta çok daha da fazlası denebilir. Nüfus sayımlarına göre nüfusunun yarıya yakınını göçmenlerin oluşturduğu Lüksemburg nüfusunun %20’sinden fazlasını Portekiz kökenli Lüksemburglular oluşturuyor. Zaten Lüksemburg’a ayak basar basmaz ülkedeki Portekiz etkisi hemen hissediliyor. Başkenti çevreleyen Portekiz mahallelerinin yanında şehrin merkezinde yüzlerce Portekiz restoranı, pastanesi, kuyumcusu ve bakkalı var. Aşağıda bir Portekiz pastanesinin vitrinine sıralanmış Portekiz’lilerin milli tatlıları olan olan Pasteis de Nata’lar görülüyor.

Lüksemburg nüfusunun yarısından fazlası yabancılardan oluşuyor. Avrupa Birliği’ne bağlı pek çok yönetim organının burada olduğunu ve bunun yanında Lüksemburg’un Avrupa’nın önde gelen finans merkezlerinden biri olduğunu düşünürsek bu pek de şaşırtıcı değil. Sokaklarda İngilizce, Fransızca, Almanca, Portekizce ve İspanyolca başta olmak üzere her an birçok dil duymak mümkün.

Şehrin her yanında görebileceğiniz ve genellikle Lüksemburg’lu sanatçıların elinden çıkma irili ufaklı heykeller genellikle çok başarılı ve akılda kalacak cinsten. Bunlardan birisini de meşhur Oberweis pastanesinin hemen karşısında gördük.

Lüksemburg şehrinin hemen dışında bulunan MUDAM Kirchberg bölgesinde geçen yüzyıla kadar şehrin savunması amacıyla kullanılan Thüngen kalesi ve surlarının hemen yanına inşa edilmiş. Böyle olunca modern mimari ile tarihi surların aynı kare içinde yer aldığı ilginç görüntüler ortaya çıkıyor.

Eski adıyla Neumünster Manastırı yeni adıyla CCRN kongre ve kültür merkezi Lüksemburg’da bizi en çok etkileyen ve unutamadığımız mekanlardan biriydi. Napolyon ve Nazi işgali döneminde askeri hapishane olarak da kullanılan bu devasa bina asansör ya da merdivenlerle inilen vadinin tabanına yayılan alt şehir bölgesinde bulunuyor. CCRN’nin üst şehirden görünüşü de çok etkileyici. Neumünster CCRN’nin profesyonelce hazırlanmış ve görsel bir turla açılan web sitesi de size mekanın ne kadar etkileyici olduğu hakkında hakkında fikir verebilir. www.ccrn.lu

Akşam yemeği için önerebileceğimiz restoranlardan biri Come Prima olur. Burası Lüksemburg’ta  farklı konseptlerde altı restoranın Les Espaces Saveur adıyla oluşturduğu ufak network’un geleneksel İtalyan ayağını oluşturan gayet keyifli bir restoran. Lüksemburg’da Portekizlilerin yanında hatırı sayılır bir İtalyan komünitesi de bulunduğu için İtalyan restoranlarının kalitesi de nispeten oldukça yüksek. Come Prima şehrin tarihi sokaklarından birinde bir kaç yüz yıllık eski bir hanın içinde bulunuyor. Yemekler, servis ve şaraplar gayet başarılı.  www.espaces-saveurs.lu/comeprima.php

Chiggeri Resto-Cafe günün her saati yemek yenip bir şeyler içilebilecek diğer bir mekan. Burada tam 2200 çeşit şarap var ve bu özelliği ile bir ara Guiness rekorlar kitabına bile girmişler. Yemekler genellikle Akdeniz bölgesinden. Hava güzelse Chiggeri’nin alt şehri kuşbakışı gören muhteşem manzarasının tadı da çıkarılabilir. Fikir vermek gerekirse Chiggeri’nin terasında şöyle bir manzaraya karşı oturuyorsunuz.  www.chiggeri.lu

Akşamları bir kaç kadeh bir şeyler içmek isteyenler için Lüksemburg’ta pek çok yer önerebiliriz. Özellikle eski şehir bölgesinde geceleri iş ya da eğitim amacıyla Lüksemburg’da bulunan her ülkeden pek çok yabancının vakit geçirdiği bar ve cafelerle dolu. Ancak Lüksemburg’a gelmişken Lüksemburglu gençlerin müdavimi oldukları bir mekana uğrayalım derseniz bize de tasarımcı bir Lüksemburglunun önerdiği Interview Cafe’ye bir bakın deriz. Müzik ve biralar güzel. Yeri gayet merkezi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s